Reklam
Reklam
YEŞİL KAMAN GAZETESİ - 30 Mart 2020, Pazartesi

İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif’i Anma Günü gerçekleştirildi

17 Mart 2020
6 kez görüntülendi

İstiklal Marşının kabulü ve Mehmet Akif’i Anma Günü gerçekleştirildi
Reklam

“BU EZANLAR Kİ ŞEHADETLERİ DİNİN TEMELİ

EBEDİ YURDUMUN ÜSTÜNDE BENİM İNLEMELİ”

KAMAN’da, İstiklal Marşımızın kabulünün 99’ncu yıl dönümü ve Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy’u anma günü programı, Kültür Merkezi salonunda Kaman Şehit Gökhan Yıldırım Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan program ile yapıldı.

Kurtuluş savaşı sonrası bu millete adına yakışır bir milli marşın layık olduğunu düşünen zamanın devlet büyükleri düzenlemiş olduğu yarışmada hiçbir maddi karşılık beklemeden yazdığı kahramanlık şiiri “İstiklal Marşı” ile gönülleri fetheden Şair Mehmet Akif Ersoy her yıl olduğu gibi bu yıl da 12 Mart tarihinde anıldı.

Kaymakam Şükrü Özcan, Belediye Başkan Vekili Aydın Karsavuran, Cumhuriyet Savcısı Cenk Gürcan, İl Genel Meclisi Üyesi Durdu Üngel, Jandarma Komutanı Nuri Çıracı, Emniyet Müdürü Fikri Serhad Çokaklı, Milli Eğitim Müdürü Halil İman, Kurum Müdürleri, Okul Müdürleri ve Öğrencilerin katılımı ile Kaman Kültür Merkezi salonunda düzenlenen programda, Öğrenciler Mehmet Akif Ersoy’un hayatından önemli kesitler sundular. Şiir sunumu, Slayt gösterimi ve öğrenciler eşliğinde İstiklal Marşımızın seslendirilmesi ve oratoryo ile devam etti.

19 MAYIS 1919 tarihinde Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’dan yaktığı kurtuluş meşalesi 30 Ağustos Büyük Taarruz ile sonuçlanırken, milli mücadelenin en iyi şekilde anlatıldığı İstiklal Marşımızın 99’uncu yılını kutladık.

Günümüzde İstiklal Marşı’nı anlayarak tekrar tekrar okumamız gerektiğini ve Sevr’i hayata geçirmek isteyenlerin hayallerini gerçekleştirme noktasında ne kadar kararlı hareket ettiklerini Türkiye’de son yıllarda yaşadığımız olaylarla idrak etmemiz gerektiğini hatırlatıyoruz.

Güftesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınmış şiir. Şairin Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk’a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir.

Şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.

Maarif Vekaleti, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla 1921’de bir güfte yarışması düzenledi. Yarışmaya toplam 724 şiir katıldı. Eser gönderenler arasında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, İsak Ferrara, Muhittin Baha Pars ve Kemalettin Kamu gibi tanınmış isimler de vardı. “Çanakkale Şehitleri” ve “Bülbül” gibi şiirlerin sahibi Mehmet Akif’in “Milletin başarılarının para ile övülemeyeceğini” düşündüğü için yarışmaya katılmak istemediği bilinir.

Son şiir gönderme tarihi olan 23 Aralık 1920’den sonra Eğitim Bakanlığı güfteleri incelemiş ancak içlerinde İstiklal Marşı olabilecek bir eser bulamamıştı. Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in kendisine yazdığı 5 Şubat 1921 tarihli davet mektubundan sonra fikrini değiştirerek Ankara’daki Taceddin Dergâhı’ndaki odasında, Türk Ordusuna hitap ettiği şiiri kaleme aldı ve bakanlığa teslim etti.

Şiirde, şair Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk’a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirmiştir. Hamdullah Suphi Bey, Akif’in şiirinin önce cephede asker arasında okunmasına karar verdi. Batı Cephesi Komutanlığına gönderilen şiir, askerin beğenisini kazandı. İstiklâl Marşı, 17 Şubat 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye ve Sebilürreşad gazetelerinde yayınlandı, on iki gün sonra ise Konya’da Öğüt gazetesinde yer aldı.

Ön elemeyi geçen yedi şiir 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı meclis oturumunda tartışmaya açıldı. Mehmet Akif’in şiiri meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi Bey tarafından okundu. Şiir okunduğunda milletvekilleri büyük bir heyecana kapıldı ve diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmedi.

Bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif’in şiiri coşkulu alkışlarla kabul edildi.

Güfteye en sert eleştiri Kazım Karabekir’den geldi. Kazım Karabekir, 26 Temmuz 1922’de Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’e yazdığı mektupta yarışma sonucunun iptal edilmesini istemiş ve eleştirilerini sıralamıştır. Eleştirilere karşın güftede bir değişikliğe gidilmedi ve Paşa da bu konuda ısrarcı olmadı.

Mehmet Akif, kazandığı beş yüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklarına iş öğreterek yoksulluklarına son vermek için kurulan Darülmesai’ye bağışladı. Şair ayrıca, İstiklâl Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiş ve İstiklâl Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmemiştir.

Ülke savaş içerisinde olduğu için, Akif’in şiirinin bestelenmesi iki sene ertelendi; 1923’ün 12 Şubat’ında İstanbul Maarif Müdürlüğü’ne beste yarışması açma görevi verildi.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. Ülkenin içinde bulunduğu zor koşullar ci katıldı. Ülkenin içinde bulunduğu zor koşullar

nedeniyle sonucu belirleyecek bir değerlendirme yapılamadı. Bu nedenle güfte, ülkenin çeşitli

yerlerinde farklı bestelerle okunmaya başlandı. Edirne’de Ahmet Yekata Bey’in, İzmir’de İsmail Zühtü Bey’in, Ankara’da Osman Zeki Bey’in, İstanbul’da Ali Rıfat Bey ve Zati Bey’in besteleri okunuyordu.

1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir.

Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplam da dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey’le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin (örneğin “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” mısrası ezgili okunduğunda “şafaklarda” sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.

 

Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz